T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI Edirne İl Sağlık Müdürlüğü

T.C. Sağlık Bakanlığı

Facebook Twitter Google Plus Linkedin

‘Aileler, Lösemi Belirtilerine Dikkat!’

Güncelleme Tarihi: 28/11/2018

Çocukluk çağında görülen en yaygın kanser türlerinden Lösemi,  onaltı yaş altı çocuklarla birlikte her yaş grubundaki insanları olumsuz etkilemekte ve yaşam kalitelerini düşürmektedir.

 Lösemi farkındalığı oluşturmak amacıyla Edirne Sultan 1. Murat Devlet Hastanesiİç Hastalıkları ve Hematoloji Uzm. Dr. Tuğcan Alp Kırkızlar tanıda geç kalınmaması için aileleri doğru bilgilendirmeye yönelik Lösemi tipleri,belirtileri, tanı ve tedavi seçeneklerine yönelik şu bilgileri verdi;

Akut Lösemi Nedir? Tipleri Nelerdir?                                   

          Akut lösemiler kemik iliği kaynaklı, kemik iliği hücrelerinin kontrol dışı aşırı çoğaldığı habis hastalıklardandır. Akut lösemiler kabaca akut myeloblastik lösemi (AML) ve akut lenfoblastik lösemi (ALL) olarak ikiye ayrılır. Tüm dünyada gerek çocuk ve gerekse erişkinlerde sık görülmekle birlikte 15 yaş altı habis hastalıkların %31’ini teşkil ederler.  Çocuklarda ALL, AML' ye göre yaklaşık beş kat daha sık görülmektedir.

Lösemi Belirtileri Nelerdir?                                                                                             

            Hastalık sinsice, bazen de rastlantısal olarak yapılan kan sayımı incelemesinde belirti verebildiği gibi, bazen de ani ve ciddi olarak hayatı tehdit eden kan pulcuklarının azalmasına bağlı kanama, normal beyaz kan hücrelerinin eksikliğine bağlı enfeksiyon ile kendini gösterebilir. Hastalık türüne göre değişmekle birlikte sık görülen şikayet ve bulgular; kırmızı kan hücre eksikliğine bağlı halsizlik, yorgunluk, solukluk, çarpıntı, enfeksiyona bağlı ateş, kan pulcuklarının eksikliğine bağlı ciltte morarma, burun ve dişeti kanamaları, kemik iliğindeki habis hücrelerin artışına bağlı kemik ağrısıdır. Bunun haricinde karaciğer, dalak ve lenf bezlerinde büyüme de sık görülebilen bulgulardır. Lenf bezlerindeki bu büyümeye bağlı yutma ve nefes almada güçlükler, dolaşım bozukluklarına bağlı yüz, boyun ve kolda şişme, bazen izah edilemeyen eklem ağrıları, eklem iltihapları oluşabilir. O zaman aklınıza Lösemi gelmesi lazım!

 Tanı Nasıl Konulur?                                                                                               

            Bu hastalık grubu uygun tanı ve tedavi yaklaşımı uygulanmadığında kısa sürede ölümcül olabilir. Bu nedenle lösemi tanısı için dikkatli bir öykü ve fizik muayenenin yanı sıra tam kan sayımı, periferik yaymanın dikkatli değerlendirilmesi gereklidir. Kesin tanı ise kemik iliği aspirasyonu ve /veya biyopsisi ile konur. Lösemi olgularının çoğunluğunda tam kan sayımında birden fazla hücre serisini ilgilendiren anormallikler dikkati çeker. Klinik bulgular ile birleştirildiğinde tam kan sayımı anormalliklerinin görülmesi, hekimi lösemi tanısına yönlendirir. Bu nedenle bu hastalar hızlı ve uygun bir şekilde değerlendirilerek tanının konması ve tedavi başlangıcının geciktirilmemesi gerekir. Akut lösemilerin belirtileri diğer pek çok çocuk hastalığında görülebildiğinden tanıda geç kalınmaması için hem ailelerin hem de hekimlerin dikkatli olması gerekmektedir.

Lösemide Tedavi Seçenekleri Nelerdir?                                                         

              Çocukluk çağı lösemileri klinik-biyolojik-genetik faktörlerin birlikte kullanılarak hastaya en uygun tedavi şeklinin oluşturulduğu ilk kanser tipidir. Lösemide ilk aşama ilaç tedavisidir ve gerekli durumlarda ışın tedavisi de uygulanabilir. Amaç, hastanın erken dönemde hastalığını kontrole almaktır ve sonrasında kök hücre nakli önemli hale gelmektedir. Bu aşamada ilaç ve gereğinde ışın tedavisi ile kemik iliğindeki habis hücreler yok edilip sağlıklı kök hücreler hastaya verilir Çocukluk çağı akut lösemisinin tedavisinde son 20 yılda anlamlı bir ilerleme kaydedilmiştir ve bunun sonucunda özellikle ALL beş yıllık sağkalım %90’ları aşmıştır. Son yıllarda AML’ de kemoterapilerdeki yenilikler, kök hücre nakli başarılarının artması ve destek tedavilerin iyileşmesi sonucu uzun dönem sağkalım %70’lere kadar yükselmiştir. Yeni ilaç çeşitleri, hedeflenmiş tedaviler ve bağışıklık sistemi düzenleyici tedavilerin etkinlik ve güvenlik verileri arttıkça bu hasta gruplarında da tedavi başarısı daha iyi olabilecek gibi gözükmektedir.

Tuğcan.jpg