T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI Edirne İl Sağlık Müdürlüğü

T.C. Sağlık Bakanlığı

Facebook Twitter Google Plus Linkedin

‘8 Soruda Diyabet’

Güncelleme Tarihi: 28/11/2018

        Bütün dünya genelinde Diyabet hastası sayısı son yıllarda endişe verici şekilde artmıştır. Tip 2 diyabet çocuklarda ve gençlerde görülme sıklığı artmıştır.14 Kasım Dünya Diyabet Farkındalık Günü dolayısıyla Edirne İl Sağlık Müdürlüğümüze bağlı Edirne Sultan 1. Murat Devlet Hastanesi İç Hastalıkları Uzm. Dr. Pınar SIRMATEL BÜCÜK; Yaşam tarzı müdahaleleriyle ve yeterli dengeli beslenme ile diyabetin ortaya çıkmasının engellenmesinde, geciktirilmesinde, komplikasyonlarının önlenmesinde önemli bir yere sahip olduğunu belirterek, Diyabet Hastalığına yönelik 8 soruda şu bilgileri verdi;

1. Diyabet nedir?

Diyabet insülinin eksikliği veya etkisizliği sonucu ortaya çıkan bir rahatsızlıktır. Toplumda daha sık görülen diyabet formu tip 2 diyabettir ve insülinin yeterince etki gösterememesi sonucu ortaya çıkar. Tip 1 diyabet ise daha seyrek olarak görülmesine rağmen küçük yaşlardan itibaren başlar ve ömür boyu insülin kullanılmasını gerektirir

2. Diyabet hangi şikayetlere neden olur?

Diyabette çok su içme, gün içinde ve gece sık idrar yapma, ağız kuruluğu, halsizlik, yorgunluk, iştah artışı, açıklanamayan kilo kaybı, ellerde ve ayaklarda uyuşma, karıncalanma, ciltte oluşan yaraların zor iyileşmesi ya da sık enfeksiyon geçirme gibi yakınmalar olabilir. Hastalarda bu belirtilerin hepsi veya bir kısmı bulunabileceği gibi hiçbir şikayet olmaksızın da kan şekeri yüksekliği saptanabilir.

3. Diyabet tanısı nasıl koyulur?

Diyabet tanısı üç şekilde koyulabilir:
- Açlıkta ölçülen şeker değerinin 126 mg/dl üzerinde olması
- Çok su içme ve çok idrara çıkma gibi şikayetler beraberinde günün herhangi bir saatinde ölçülen şeker değerinin 200 mg/dl üzerinde olması
- Standart şeker yükleme testi (oral glukoz tolerans testi) sonrası 2. saatte ölçülen şeker değerinin 200 mg/dl üzerinde olması
Bunun yanı sıra açlık şeker değerinin 100-125 mg/dl arasında olması “bozulmuş açlık şekeri”, şeker yükleme testi sonrası 2. saatte ölçülen şeker değerinin 140-199 mg/dl arasında olması ise “bozulmuş şeker toleransı” olarak adlandırılır ve bu iki durum prediyabet olarak tanımlanır.

4. Diyabet gelişimi için risk faktörleri nelerdir ve kimlere şeker taraması önerilir?

Diyabet gelişimi açısından risk faktörleri:

- Kilo fazlalığı ve şişmanlık
- Hareketsiz yaşam
- Ailede bireylerinde diyabet
- Hipertansiyon
- Anormal kan yağı (kolesterol ve trigliserid) düzeyleri
- Polikistik over sendromu
- Kalp ve damar hastalıkları
- Prediyabet
- Gebelikte diyabet öyküsüdür.
Bu durumlarda mutlaka şeker taraması yapılmalıdır. Diyabet için risk faktörü olsun ya da olmasın 45 yaş üzerinde herkeste şeker taraması yapılmalı ve sonuçlar normal çıkarsa tarama en azından üç yılda bir tekrarlanmalıdır. 

5. Diyabet gelişmesi önlenebilir mi?

Prediyabetik olan (şeker değerleri normalden yüksek ancak henüz diyabet sınırına ulaşmamış) yetişkin bireylerde yapılan geniş ölçekli ve uzun süreli çalışmalar diyet ve düzenli fiziksel aktivite şeklinde yaşam tarzı değişiklikleri ve bazı ilaçların kullanımının tip 2 diyabet gelişimini belirgin ölçüde önlediğini ya da geciktirdiğini göstermiştir. 


6. Diyabet hastaları günlük yaşamda hastalıkları yönünden nelere dikkat etmelidir?

Beslenme: Hastalar kendilerini takip eden sağlık ekibindeki doktor ve diyetisyen önerileri doğrultusunda bir beslenme planı uygulamalıdır. Diyabet özel gıdalarla beslenmeyi gerektirmediği gibi önerilen beslenme planı diyabetli bireyin aldığı medikal tedaviye, aktivite durumuna çalışma koşullarına ve diğer birçok özelliğine göre değişebilir. Bu nedenle beslenme tedavisi bireysel olmalıdır.

Fiziksel aktivite: Hareketli bir yaşam ve planlı fiziksel aktivite (egzersiz) diyabette gerek kan şekeri kontrolü gerekse uzun dönem sağlık riskleri açısından son derece yararlıdır. Diyabet hastaları için fiziksel aktivite programı, takip eden sağlık ekibi ile birlikte hastaya özel olarak planlanmalı ve belirli aralıklarla yeniden gözden geçirilmelidir.                                      

İlaçlar: Ağızdan alınan ilaçlar ya da insülin her gün doktor tarafından önerildiği şekilde kullanmalıdır. İlaç veya doz değişiklikleri doktor önerisi ile yapılmalıdır.
Şeker ölçümü: Tedavinin ne kadar iyi gittiğini takip etmek için evde belirli aralıklarla şeker ölçümü yapılması gereklidir. Şeker ölçümlerine göre beslenme ya da fiziksel aktivite planında ya da ilaçlarda değişiklik yapılması gerekebilir. Ne sıklıkta ve günün hangi saatlerinde şeker ölçümü yapmanız gerektiğini doktorunuza danışınız.
Günlük kayıt tutulması: Evde ölçülen şeker değerlerinin düzenli olarak bir deftere yazılması, gerekirse buna besin tüketimi, fiziksel aktivite ve ilaçlar ile ilgili notların da eklenmesi tedavide gerekli düzenlemelerin yapılabilmesi yönünden size ve doktorunuza yarar sağlayacaktır.

7. Diyabet ile kalp ve damar hastalıkları ilişkili midir?

 Diyabetli hastalarda kalp ve damar hastalıkları en önemli sorunlardır. Bu hastalıklar diyabette artmış sıklıkta görülür ve kalp krizi, inme, bacak ve ayaklarda dolaşım bozukluğuna neden olabilir. Diyabette bu problemlerin gelişiminin önlenmesi için kan şekeri, kan yağları, kan basıncı ve vücut ağırlığının istenen değerlerde tutulması çok önemlidir. Bunun için diyabet ilaçlarının yanında başka ilaçların kullanımı da gerekebilir. Sigara içen hastalarda sigaranın bırakılması tavsiye edilir. Her gün aspirin almanız gerekip gerekmediği konusunda doktorunuza danışınız.

8. Diyabetin yol açabileceği diğer sağlık problemleri nelerdir ve bunlara yönelik nelere dikkat etmek gerekir?

Diyabet ve böbrekler: Yüksek kan şekeri yıllar içinde böbreklerin normal çalışmasını bozarak önce idrarda protein kaçağına daha sonra böbrek yetmezliğine neden olabilir. Hastada hipertansiyon olması bu süreci hızlandırabilir. Diyabet hastalarında en az yılda bir defa böbrek fonksiyonu kan ve idrar tetkikleri ile değerlendirilmelidir. Bazı tansiyon ilaçları böbrek hasarının gelişmesini önleyebilir. Bu tip bir ilaç kullanmanız gerekip gerekmediğini doktorunuza danışınız.
Diyabet ve gözler: Yüksek kan şekeri uzun dönemde göz damarlarında kanamalara ve sonrasında görme kaybına yol açabilir. Diyabetin gözde etkileri hiçbir şikayete neden olmaksızın ortaya çıkabilir ve erken tedavi ile önlenebilir. Bu nedenle diyabet hastasında yılda bir kez göz muayenesi yapılmalıdır. Göz doktoruna başvurduğunuzda diyabet hastası olduğunuzu söylemeyi unutmayınız.
Diyabet ve sinirler: Yüksek kan şekeri zaman içinde vücuttaki sinirleri etkileyebilir. Diyabet hastalarında yılda en az bir kez sinir muayenesi yapılması gerekir. Diyabete bağlı sinir hasarı; ellerde ayaklarda his kaybı, uyuşma, karıncalanma veya yanma hissine neden olabilir. Ayaklarda zor iyileşen yaralar gelişebilir. Bu nedenle diyabet hastasında ayak bakımı çok önemlidir. Ayrıca sinir hasarına bağlı hazımsızlık, idrara çıkma ya da cinsel fonksiyon ile ilgili problemler olabilir. Bu tip şikayetlerinizi mutlaka doktorunuza bildiriniz.
Diyabet ve diş / diş eti sağlığı: Yüksek kan şekeri diş ve diş etlerinde kolayca enfeksiyon gelişmesine neden olur ve bu enfeksiyonlar kan şekerinde daha da fazla artışa yol açabilir. Diyabette diş ve diş eti sağlığı yönünden kan şekerinin mümkün olduğunca normal aralıkta tutulmasının yanında günde en az iki kez dişlerin fırçalanması, sigara içilmemesi ve yılda iki kez diş doktoru kontrolü gerekir.